Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX
Anasayfa / Bilgiler / Ağrılar

Ağrılar

İnsanın ortaya çıkışıyla beraber ağrı da ortaya çıkmış ve tarihin her döneminde çeşitli tekniklerle tedavi edilmeye çalışılmıştır. Günümüzde ağrıların sınıflandırılması ile tedavi teknikleri belirlenmektedir. Ağrının çeşitli sınıflandırmaları olsa da, burada temel birkaç sınıflandırmadan bahsedilecektir.
Ağrıyı değişik şekillerde sınıflamak mümkün olabilir. Ağrının sınıflanması ağrıya yaklaşımda önemli noktalardan birisidir. Ağrının daha detaylı olarak ele alınması, değerlendirilmesi bu sınıflamalarla daha da basitlaşmaktadır.

Ağrıyı :

  • Fizyolojik-klinik
  • Süresine göre
  • Kaynaklandığı bölgeye göre
  • Mekanizmalarına göre sınıflamak mümkün olabilir.
  • Fizyolojik- klinik ağrı sınıflandırması

    Fizyolojik ağrı, yoğun ağrılı uyarana karşı koruyucu bir cevaptır. Ateşten veya vücuda zarar verecek, tahribata yol açacak uyaranlardan kaçmak için ağrı algılayıcılarının uyarılması ile beraber bir kaçma kurtulma tepkiu başlar. Bu nedenle fizyolojik ağrı vücut için hem bir koruma hem de uyarı sistemidir.

    Klinik ağrıda ise olaya birçok süreç katılır.

    Süresine göre ağrı sınıflandırması

    Süresine göre ağrıyı, akut ve süreğen ağrı olarak sınıflayabiliriz. Ağrının tıpta ayrı bir dal, algoloji olarak gelişmesinde bu sınıflamanın büyük faydası olmuştur.

    Akut ağrı

    Akut ağrı ani başlar ve hastanın doktora başvurması için bir uyarı fonksiyonu görür. Ani olarak doku hasarı ile başlayan, yol açtığı hasar ile arasında yer, zaman ve şiddet açısından yakın dairin olduğu, yara iyileşmesi süresince giderek azalan ve kaybedilen bir ağrı biçimidir. Akut ağrı bir hastalık değil, bir belirtidir.

    Akut ağrıyı da kendi içinde beklenen ve beklenmeyen ağrı olarak ikiye ayırabiliriz. Beklenen ağrı, daha önceden tahmin edilen ve koruyucu tedbir alınabilen ağrıdır. Örneğin, diş çekimi, doğum ve ameliyat sonrası ağrıları gibi.

    Çeşitli kırık, yanık ve travmalarda görülen, beklenmeyen ağrıda ise ağrı eşiği yüksek olabilir. Bu ağrılarda enteresan bir durum, hastanın her zaman büyük bir ağrı çekmeyebilmesidir. Örneğin, savaşta yaralanan askerler başlangıçta ağrı duymayabilir.

    Akut ağrının hem tıbbi, hem toplumsal sonuçları vardır.

    Akut ağrının, bilhassa ameliyat sonrası ağrısının dindirilmemesi hastanın hastanede kalış süresini uzatır, ürfaktörliğini azaltır ve uzun süre toplum dışı kalmasına yol açar.

    Darbe ya da kazalar sonrasında solunum sorunlulukları, hastanın öksürememesi, kalp yükünün artması, kan basıncının yükselmesi ve hayati organların kan akımlarında sorunluluklar ortaya çıkabilir.

    Ameliyat sonrası ağrı

    Ameliyat sonrası ağrı tıpta ağrı konusu ile ilgiliki bunca gelişmeye rağmen hala hem tıbbi, hem de toplumsal bir problem olmaya devam etmektedir. Eldeki ağrı kontrol teknikleri ile hiçbir hastanın ameliyat sonrasında ağrı çekmemesi gerekir. Buna karşın hem doktorlerden hem de diğer sağlık personelinden kaynaklanan bilgi ve ilgi kusurleri sebebiyle hastaların neredeyse bütününe yakın bir bölümü ameliyat sonrasında ağrı çekmektedir.

    Ameliyat sonrası ağrılar cerrahi ile başlayıp, giderek azalan ve doku iyileşmesi ile sona eren bir akut ağrı şeklidir. Ameliyat sonrası ağrıda çeşitli faktörler rol oynar. Bunlar:

  • Ameliyat yeri, süresi, özelliği, netin yeri, ameliyatın büyüklüğü,
  • Hastanın ameliyata fizyolojik, psikolojik ve diğer yönlerden hazırlanması,
  • Ameliyat hakkında ciddi komplikasyonlar,
  • Anestezi programları,
  • Ameliyat sonrası bakımın niteliği ve kalitesi,
  • Hastada ameliyat öncesi görülen ölüm korkusu,
  • Fiziksel güçsüzlük korkusu,
  • Anestezi korkusu,
  • Cerrahi korkusu,
  • Ağrı korkusu,
  • Hastane korkusu önemli faktörlerdir.
  • Hastanın ameliyat öncesinde hazırlanması, ameliyat ve anestezinin detaylı olarak anlatılması, ameliyat sonrası uygulanacak ağrı kontrol tekniği ile ilgili detaylı bilgi verilmesi gerekir. Her hastanın ağrıya cevabı farklıdır. Kişilik yapısı, geçmişteki deneyimleri ağrıya karşı cevapta önemli rol oynar. Bu nedenle her hastanın tek tek ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir.

    Ameliyatın yeri ağrının şiddetini etkiler; örnek olarak göğüs ve üst karın ameliyatları, kol bacak operasyonlarından daha ağrılıdır.

    Ameliyat sonrası ağrıya karşı kullanılan teknikler şöyle sıralanabilir:

  • Morfin ve aynısı kuvvetli ağrı kesiciler,
  • Hasta kontrollü analjezi (PCA),
  • Epidural analjezi,
  • Sinir blokları,
  • Duysal uyarı teknikleri (ör.TENS),
  • Psikolojik teknikler (ör.hipnoz, telkin).
  • Bu tekniklerin seçimi hem doktorun bilgi ve görgüsüne hem de hastanın tercihine bağlıdır. Son zaman kullanıma giren çeşitli elektronik cihazlar vasıtasıyla hasta kontrollü analjezi tekniği gelişmiştir. Hastaya damardan veya epidural kateter vasıtasıyla morfin ve aynısı ilaçlar sürekli olarak veya hastanın ağrısının artması durumunda, hastanın kendisinin cihazın butonuna basmasıyla uygulanabilir hale gelmiştir. Ancak bu tekniklerin tam teşekküllü hastanelerde uygulanması gerekir.

    Kronik ağrı

    Akut ağrılı hastalığın olağan seyrinden ya da bir yaralanmanın iyileşme süresinden çok daha uzun, aylar, hatta yıllar boyu Aralıklarla devam eden ağrıya süreğen ağrı denir. Bir ağrının süreğen ağrı haline gelebilmesi için üç ila altı aylık bir sürenin geçmesi gerekir. Çeşitli süreğen ağrılar akut ağrılardan daha farklı bir şekilde, endüstri toplumlarının sağlık sistemlerinde tedavi maliyetlerini yükselten bir ekonomik boyut içerir hale gelmektedir. Her yıl süreğen ağrıya bağlı olarak 700 milyon işgünü ve 60 milyar dolar zarar meydana geldiği tahmin edilmektedir. Bu nedenle bilhassa son 20 yıl içerisinde, tıp süreğen ağrıyı geçmişten daha farklı bir şekilde değerlendirmekte ve başlı başına bir hastalık olarak ele almaktadır. Kronik ağrıya bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli diğer sorunluluklar süreğen ağrıyı bir sendrom haline getirmektedir. Kronik ağrılara bağlı olarak:

  • Halsizlik ve bitkinliğe bağlı olan uyku sorunlulukları,
  • Seksüel arzu ve etkinlik azalması,
  • İştahsızlık ve kilo kaybı,
  • Kabızlık,
  • Psikomotor sorunluluklar,
  • İrritabilite artışı,
  • Hareketliliğin azalmasına bağlı eklem sorunlulukları gibi belirtiler de ortaya çıkar.
  • Kronik ağrı tek bir doktor tarafından değil, detaylı olarak çoğu doktor tarafından ele alınması gereken bir olaydır. Ağrının disiplinlerarası değerlendirilmesi, ağrılı hastaların bir masa etrafında toplanmış doktorler tarafından değerlendirilmesi anlamında değildir. Önemli olan ağrılı hastaya aynı şekilde yaklaşabilecek, ağrıyı geniş bir perspektiften ele alarak değerlendirecek olan doktorlerin ortaya çıkmasıdır. Bu amaçla IASP süreğen ağrıda disiplinlerarası yaklaşımın önemini ortaya koyan çoğu kampanya yapmıştır. Ağrılı hastanın ekip bilinci ile ele alınması hem hastanın ağrısının çok daha hızlıca dindirilmesini hem de zaman ve maddi açıdan daha az kayba uğramasını sağlar.

    Kaynaklandığı bölgelere göre ağrı sınıflandırması

    Ağrı kaynaklandığı bölgeye gore de sınıflanabilir. Buna göre tutulan sinirler ya da organ sistemlerine göre de ağrıyı değerlendirmek mümkün olur.

    Somatik ağrı

    Somatik ağrı, daha fazla sinir lifleriyle taşınan ağrıdır. Ani olarak başlar, keskindir, iyi lokalize edilir, batma, sızlama, zonklama tarzındadır. Sinirlerin yayılım bölgesinde algılanır. Genellikle travma, kırık, çıkık gibi durumlarda görülen ağrı somatik ağrı olarak isimlendirilir.

    Viseral ağrı

    Viseral ağrı, iç organlardan kaynaklanan ağrılardır. İç organların bütünü ağrıya karşı her zaman titiz değildir; örnek olarak, bağırsaklar gibi. Bağırsaklarda meydana gelen gerilme organların çeperinde bulunan sinir liflerini uyararak ağrıya neden olabilir. İç organlardan kaynaklanan ağrılar genelde künttür, yavaş yavaş artar, yeri basit saptanamaz, diğer bölgelere doğru yayılır; (Örneğin: Pankreas ağrısının sağ omuza yayılması, apandisit ağrısının göbeğe yayılması, kalp kasından kaynaklanan ağrıların sol kola yayılması gibi) yansıma bölgeleri vardır. Aynı şekilde her organa özgü deri bölgelerinde aşırı titiziyet vardır.

    Sempatik ağrı

    Sempatik kökenli ağrı sempatik sinir sisteminin işin içerisine girdiği/tutulduğu ağrılardır. Sempatik kökenli ağrılar, diğer ağrılara göre daha farklı özellikler taşır. Asıl hastalık geçtikten bir müddet sonra, haftalar hatta aylar sonra başlar, şiddeti gittikçe artar. Deri titiz ve soğuktur. Soğuk ortamda daha da artar. Sempatik ağrıların en önemli özelliklerinden birisi yanma tarzında olmasıdır. Hasta, karda uzun süre çıplak kalındığındaki gibi yanma ile üşüme arasında bir his tanımlar. Ağrı bilhassa geceleri artar. Ağrıyan kol ve bacaklarda deri sorunlulukları ortaya çıkar. Damarlardan kaynaklanan ağrılar, kozalji dediğimiz yanma tarzındaki ağrılar, sempatik ağrılara örneğin verilebilir.

    Mekanizmalarına göre ağrı sınıflaması

    Ağrı alanında önemli bir diğer sınıflama; ağrının mekanizmalarına göre sınıflanmasıdır. Bu sınıflama şekli, ağrı tedavisine yeni boyutlar kazandırmıştır. Ağrının belirli bir mekanizmayla ortaya çıkması gibi, ağrı kesiciler de belirli şekillerle, belirli mekanizmalarla etkili ollinkar. Bu nedenle, ağrının mekanizmasının ve ağrı kesicilerin etki mekanizmasının bilinmesi ağrının çok daha hızlıca ve daha etkin bir şekilde tedavisine imkân sağlar.

    Mekanizmalarına göre ağrı aşağıdaki şekilde sınıflanabilir:

  • Nosiseptif ağrı
  • Nöropatik ağrı
  • Deaferantasyon ağrısı
  • Reaktif ağrı
  • Psikosomatik ağrı
  • Nosiseptif ağrı
  • Nosiseptif ağrı, fizyopatolojik bir takım olayların ve süreçlerin nosiseptör adını verdiğimiz ağrı algılayıcılarını uyarmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Nosiseptörlerin çeşitli somatik kökenli ağrılarda, visseral ağrılarda olduğu gibi uyarılmasıyla genelde ağrı olarak bildiğimiz ve tanımladığımız ağrı ortaya çıkar. Nosiseptif ağrının tedavisinde, aspirine benzer ilaçlar ve morfin gibi merkezi etkili ağrı kesiciler kullanılır.

    Nöropatik ağrı

    Nöropatik ağrı, sinirlerde, darbe veya şeker gibi bir hastalık sonucunda ağrı algılayıcılarının direkt olarak etki altında kalmasıyla ortaya çıkan bir ağrıdır. Bel fıtığında olduğu gibi mekanik bir baskı direkt olarak nöropatik ağrıya neden olabilir veya şeker hastalarında olduğu gibi salgılanan çeşitli maddeler sinir dokusunu etkileyerek nöropatik ağrıya neden olabilir.

    Nöropatik ağrı, duysal sorunluluğun olduğu bölgede algılanır. Aralıklı, kısa süreli, batıcı, saplanıcı bir ağrıdır. Normalde ağrılı olmayan uyaranlar da sinir dokusunun titizlaşmasına bağlı olarak ağrıya yol açar. Tekrarlayan uyaranlar ağrının daha çok artmasına yol açar. Ağrı o anda doku harabiyeti oluşturan patolojinin devam etmemesine rağmen mevcuttur. Hoş olmayan uyuşukluk hissi, yanma, elektrik çarpması, karıncalanma, keçeleşme gibi hisler mevcuttur. Ağrı, tahribata neden olan olaydan hemen sonra değil, daha sonra ortaya çıkabilir. Nöropatik ağrının tedavisinde bildiğimiz ağrı kesiciler çoğu kez yeterli olmazlar. Bu durumda merkezi etkili antidepresanlar, sedatifler gibi ikincil analjezik adını verdiğimiz diğer ilaç gruplarının desteğine ihtiyaç vardır.

    Deaferantasyon ağrısı

    İlginç ağrı tiplerinden birisi de deaferantasyon ağrısıdır. Çevre ve merkez sinir sistemindeki sorunluluklara bağlı olarak sinir iletisinin kesilmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Kolu bacağı kesilenlerde ortaya çıkan hayalet ağrıları, zona sonrası görülen şiddetli ağrılar bu tip ağrıya örnektir. Normalde önce omuriliğe, daha sonra merkezi sinir sistemine giden ileti, sinir harabiyetine bağlı olarak kesilmiştir. Bir anlamda sinirin elektriksel deşarjında kısa devreler meydana gelmekte ve bu kısa devreler başlı başına bir odak olarak ağrıya yol açmaktadır. Yanıcı özelliktedir, duysal kaybın olduğu bölgededir. İlk bir kaç ay içerisinde tedavi edilmediği taktirde çok uzun süreli ve geçmeyen inatçı ağrılara neden olabilir. Her hasar sonrasında da görülmez.

    Reaktif ağrı

    Vücudun çeşitli olaylara karşı bir tepkiu olarak, ağrı algılayıcıların uyarılmasıyla ortaya çıkar. Halk arasında kulunç olarak bilinen kas ağrıları, damarların büzüşmesine bağlı olarak ortaya çıkan ağrılar örneğin verilebilir. Reaktif ağrılardan birisi olan miyofAsyal ağrı; sürekli, künt, derin, sızlayıcı niteliktedir. Vücut kkatiyenrının değişik bölgelerinde tetik noktası adını verdiğimiz noktalar vardır. Bu noktaların uyarılması ile yansıyan ağrılar ortaya çıkar. Hastada bu noktalara basıldığı taktirde sıçrama olayı oluşur.

    Psikosomatik ağrı

    Kronik ağrılı hastalarda süreğen ağrıya bağlı olarak birtakım psikolojik belirtilerin ortaya çıkması doğaldır. Çünkü süreğen ağrılı hasta işinden gücünden alıkonmakta ve toplumun ister istemez dışına çıkmaktadır. Bu nedenle süreğen ağrılı hastalarda doğal olarak birtakım tedirginlikler ortaya çıkar. Ancak psikosomatik ağrı daha farklı bir kavramdır. Hastanın psişik veya psikososyal problemlerinı ağrı şeklinde ifade etmesidir. Buna örneğin somatizasyon dediğimiz klinik durum verilebilir. Hasta bir anlamda ağrıyı kullanmakta, çeşitli şahsi, ekonomik ve toplumsal problemlerinı ağrı şeklinde ifade ederek ilgi çekmeye ve toplumun kendisi üzerinde dikkatini toplamaya çalışmaktadır. Bu tip hastalarda antidepresan ilaçların yanı sıra kesinlikle psikiyatrik tedavi şarttır.

    Yaklaşık igokcek

    Dikkatinize çekebilir

    Kibarlı Doğal Sağlık Ürünleri:Clavis Panax’ın bir faydasını görmedim

    Saglık, 15/11/2011, 05:54  Halit şahin bey, doğru söylüyorsunuz. Damarların açılıp açılmadığını ispat etmek o kadar zor ...

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.