Anasayfa / Hikayelerim

Hikayelerim

Burada hikayenin işi nedir diyeceksiniz yaşadığımı bazı ilginç olayları anlatacağım, özeliklede Lokman Hekimlik maskesi ile üç kuruş için milletin sağlığını tehlikeye atanlardan ve dolandıranlardan bahsedeceğim. İsimleri ve yaşadıkları yer hakında fazla bilgi vermeyeceğim.

1-) Hayat İksiri: Üsküdardan beni arayan bir vatandaş abi senin iksir dediğin şey içemedim valla midem deliniyordu bu ney ya böyle dedi.Bende sordum nerden aldın nasıl bir şey üzerinde ne yazıyor diye.Hayat İksiri diye bir iksir üreten bir aktar varmış bizi taklit etmiş.Burada Gökçek İksirinin birleşiminde şu şu bitkiler var diye yazıyorum.Buna bakarak o da iksir yapmış, oyasaki bu bitkilerin bazıalrı ancak nano gram oranında bazıalrı ise 100-200 gram oranında Gökçek İksirin içeriğinde bulunur.Şimdi beni arayan vatandaş bu iksir neden bu kadar kötü midemizi yaktı nerdeyse midem delinecek zannetim diyor.Öğreniyorum ki biri taklit etmiş Üsküdardaki bu vatandaş milletin midesini delcek.Ama insan ne aldığına nerden aldığına dikkat etmez mi?.İksir diyince aklına Gökçek İksir geliyor.Üzerinde ne yazdığına bakmıyor.Bizi taklit eden çok kişi var.Bu nedenle şube vermiyoruz.Herkes şikayetci.Bana şubeniz var mı diyorlar.Hayır yok.Ve asla taklidini alıp sağlığınızla oynamayın.Çeşitli isimler adında üretilen sahte iksirler den kaçının.

1-) Beşi bir yerde zayıflama çayı oldukca saçma bir formüldür ve bu görüşü ortaya atan cahil biri olsa neyse?
a.) Yeşil çay 5 dakikadan daha uzun süre demlenirse fayda yerine zarar veririr, çünkü birleşimindeki taninler deme geçer ve buda bağırsak mukozasını kurutur ve besinlerdeki vitaminler, mineraller ve enzimlerin absorbesini önler.
b.) Funda, bu bitki sadece 5. sınıf bitki hakkında hiçbir araştırma yapılmamıştır, ne klinik, ne komisyon e, ne homöopatlar vede nede aroma terapotistler tarafından arştırma yapılmıştır.
c.) Mate çayı hakkındada hiçbir araştırma yapılmamıştır ve sadece 5.sınıf bir bitkidir.
d.)Bibreiye hakkındada klinik arştırma yapılmamıştır fakat komisyon e tarafından yayınlanan monografi bildirisine göre: sindirim rahatsızlıkları ve kan dolaşımına karşı etkilidir, ama asla zayıflatıcı değildir.
e.) Kekik hakkında klinik arştırmalar yapılmıştır: Yani ağız-boğaz iltihaplanması, bademcik iltihaplanması, orta kulak iltihaplanması, hazımsızlık, şişkinlik ve bağırsak mantarlarına karşı kullanılır. Kekik yağı antibiyotik, virüstatik (virüsleri öldürücü) ve antimikozit (mantarları öldürücü)’dir.Fakat hakiki kekik olması şartı ile Türkiyede bu kekiği bulmak ise imkansız.Evet bu bitkide zayıflatıcı değil, o halde bu beş birkiden hangisi zayıflatıcı.Böyle etkisi bir formülü ortaya atan olsa olsa kim olabilir.

Mate çayı üzerine yazılanlar bir masaldan ibrettir.Gerçekle ilgisi yoktur.Ondan daha etkili bitkiler varken bazıları çıkıp bu bitki şu şu özeliklere sahip diyorlar.Mate birinci, iksinci, üçüncü ve daha dördüncü sınıf bile bir şifalı bitki sayılmaz.Birinci sınıf şifalı bitkiler klinik araştırmaları ile etkisi % 100 ispatlanmış şifalı bitkilerdir.2. sınıf şifalı bitkiler ise komisyon e trafından hakkında monografi yayınlanmış şifalı bitkilerdir.3. sınıf şifalı bitkiler homöopati uzmaları tarafında tentürü yapılıp tedavi denemeleri yapılan şifalı bitkilerdir.4. sınıf şifalı bitkiler ise aromaterapotisler tarafından eterik yağları yapılıp tedavi denemeleri yapılan şifalı bitkilerdir.Peki Mate hangi sınıf şifalı bitkiler gurubuna dahildir.Hiçbirine dahil değildir.Aynı şekilde funda içinde bu geçerlidir.Bazı uyanıklar çıkıyor beşi bir yerde bu bitkiler işte zayıflatır diyorlar.Öncelikle kekik ve biberiye zayıflatma kilo aldırabilirler çünkü iştah açıcıdır.Ama biz masalcı bir milletiz ilmi verilere değil masalllara inanınıırz.Hadi hayırlısı beşi bir yerde ila zayıflayan kaç kişi var.Bugün buraya gelen bir bayan aylardır bu çayı içiyorum gram zayıflamdım dedi.Benim Almanyadan tanıdığım bir aşcı var ismi Siberst bu iyi bir insan (Almanların çoğu ırkcı ama bu öyle değil) ben onu tanıdığımda 1988 de 90 kg geliyordu.Aradan yılar geçti ve bu 2007 de tam 180 kg geliyordu.Bu kişinin iki özeliği vardı.Bir hergün düzenli mate çayı içmek iki okumak şişmanlayınca okumayı bıraktı, çünkü birçok hastalığa yakalandı.Mate etkili bir bitki olsa idi bu kişiye etki ederdi. http://www.dogaltedavi.net/showthread.php?p=6980#post6980

1b-) Acıot masalı yine çok akılı bir zatı muhterem bir yumurta yumurtlamış. Fesüphanallah diyesi geliyor insanın.Nedir bu para hırsı anlamadım gitti.Şimdide ACIOT kansere iyi gelir diye bir masal uydurmuşlar.Acıot diye bazı bölglerde baldıran anılır bazı yörlerdede Dövülmüşavratotu anılır.Her iki bitkide zehirli.Hatta badırannın birkaç gramı dahi öldürücüdür.Dövülmüşavratotu nun bu işlerle zaten hiç ilgisi yoktur.
http://www.dogaltedavi.net/showthread.php?p=6984#post6984 http://www.dogaltedavi.net/showthread.php?t=4190 Şu masalcılardan bu millet birgün kurtulur inşallah.

2-) Herbalist isimli kişinin dolandırdığı hastalardan bana sürekli şikayetler geliyor. Normal olarak değeri 10-20 ytl olan şifalı bitkileri 600-800 ytl’ye satıyor. Tedavi süresince insanlardan 1000-10.000 euro çarpıyor ve umutları ile oynamak bir insanlık dışı ve ahlaksızca bir durumdur. Hadi hastalar iyileşse tamam, fakat hastalarda herhangi bir iyileşme olmuyor. Hastalar veya hasta yakınları sadece dolandırıldıkları ile kalıyorlar. Ve nedense beni arıyorlar ve böyle biri bizi dolandırdı, diye dert aynıyorlar. Lütfen sizi kim dolandırdı ise onunla konuşun, tabii konuşabilir ve yanına yaklaşabilirseniz.

a-) İzmir’den Mehmet beyin 7 yaşındaki kızı lösemi hastası ve bu Herbalist yüzkarası 700 ytl lik bir bitki özü gönderiyor. Arkasındanda hastayı iyileştirdim diye sitesinde reklam yapıyor. Çocukta herhangi bir değişim olmadığı halde. Küçük kız çocuğunun bağırsakalarıda çalışmadığından dışarıda torbaya bağlı. Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik kulanmaya başladıktan sonra bağırsakarı çalışmaya (peristalik) başlamıştır. Babası ile görüştüğümde Allaha Şükürler olsun diyordu.

b-) Diyarbakır’da polis olarak görev yapan A….. …… hasta olan babası için çok meşhur Her… ismi ile meşhur kişiden tedavi için ilaç istiyor. Babasını iyileştirevceğini söyleyen bu vatandaş 2500 € (avro) istiyor. Bir memur ne kazanır bilirsiniz, kredi çekerek ilaçı alıyor. Gönderilen ilaç bir kaç şifalı bitki karışımından oluşan bir çay harmanı ve meyan kökünden oluşan bir şurup. Peki faydası oluyormu tabii ki hayır. Bu meşhur herbalist 1.000-10.000 avro ödeyen çok hasta var.

c-) Polikistik over sendromu yaşayan Ayşe hanıma ben rahatsızlığınızı tedavi ederim diyor ve 2000 €’sunu alıyor ve bir kaç bitki paketi gönderiyor. Netice nedir bir hiç. Ve bu bayan gönderdiği paralaramı yansın yoksa urmutlarını bağladı Alternatif tıpın bir şarlatan tarafından yokedilmesinemi yansın. Oysa Marburg Üniveristesi kadın doktorlarının kısır artık dediği ve çocuk yapabilmelerinin imkansız olduğunu beyan ettiği 33 bayan Hayıtla normal yollarla hamile kalmışlardır.

d-) Beyin atardamarları tıkanan Haluk beyin babasını doktorları amaliyat eder. Aslında bu amaliyatın yapılmaması gerek, çünkü beyne kaçan pıhtı beyin kanamasına neden olur ve nitekimde beyin kanamasından felç olmuş adamcağız. Doktorları tıpın yapabileceği bir şey yok derler. Onlarda bu meşhur ve meşhum herbalisti bulurlar adam 10.000 € ister ve tedavi edeceğini söyler. Yaptığı iş ne idiği belirsiz çay karışımını göndermek. Netice hasta için sıfır, kendisi için 10.000€ dolandırıcılık vakasıdır. Aynı şekilde beyin atar damarı tıkanan aileme doktorları amaliyat edemeyiz, çünkü beyin kanamasına sebep olabilir dediler. Ailem daha önce tadı acı diye içmek istemediği Gökçek İksirini içmek zorunda kaldı. Beyin atar damarı % 85 tıkalı idi, 4. haftada % 15′e indi ve ailem iyileştim ve bunun tadı acı diye tedaviyi yarım bıraktı.

e-) Mide ve bağırsak rahatsılıkları olan yaşlı teyzeye bir takım çay harmanları vermiş bu meşhur herbalist ve göndermiş. Hastanın durumunda herhangi bir değişim olmamış. Beni aradı ve szin bu adamla bağlantınız var mı diye, bende yok onu tanımam deyince beni dolandırdı çok paramı aldı. Çok yalancı bir insanmış diye bana yarım saat dert yandı. Ben artı bu dert dinlemekten osandım. Bu adamın mağdur ettiği kişilerin toplanıp bir dernek kurmalarını ve birlikte hareket etmelerini tavsiyeederim. Benim bu herbalist zedelere söylüyeceğim bu kadar.

f-) Beni bugün (4.02.2007) Herbalist vatandaşlardan birini daha dolandırmış. Prostat ve mide ülseri olan Musa bey İzmirden aradı ve 2 paket çay için 800 ytl ödediğini fakat hiçbir faydasını görmediğini anlatı ve dolandırıldığın söyledi. Vatandaş prostat rahasızlığı sebebiyle günde 7-8 defa küçük abdest için tuvalette gidiyor.

g-) selamün aleyküm, sayfanızdaki hikayelerim kısmını okudum.. benimde kolon kanseri olan babam var, şu an hala kürlerine devam ediyor. fakat bu hastalık için tam olarak geçmediği geçmiş gibi gözükse bile daha sonra tekrar ve başka bir şekilde ortaya çıktığını okudum ve de duydum. bu www…….. adlı sitede araştırma yaptım. Herbalist ait olan bu siteyle ilgili görüşlerinizi almak istiyorum. yapmış olduğumuz görüşmede 2500 $ (2 ay için), 6 aylık bir tedavi paketi öngördüler, 2 aylık periyotlar halinde toplam 7500 $. kanser türlerinde % 50 – 70 oranındaa başarı elde ettiklerini söylüyorlar. bir bitki bilimci olarak sizinde görüşlerinizi almak istiyorum. cevaplarınızı bekliyorum. şimdiden teşekkürler ve hayırlı akşamlar, iyi çalışmalar. adem ……….Evet bu vatandaşımızı malum doladırıcı nasıl dolandırmak istiyor bakın.

h-) Ayşe………. isimli hasta’dan ” 21 yaşındayım allerjim var, tıbben şifa bulamadım hastalığım beni çok rahatsız ediyor ev tozları ve polenler neden oluyor sizden yardım bekliyorum daha önce her… bir bey bazı ot karışımlarından çok pahalıya sattı parasal nedenlerden devam etmedim zaten o beyde bu işi ticarete dökmüş hiç yardımcı olmadı sizinden yardım bekliyorum.” Evet Ayşe hanım böyle diyor. Her… beyefendi vatandaşın parasını aldıktan sonra ilgilenmiyor bile, işi çarpana kadar.

3-) Kanser uzmanı olduğunu söyleyen bir zat beni aradı 23.12.2007 tarihinde ve birlikte çalışalım dedi ve bir çok insanı tedavi ettiğini söyledi. Belkide doğrudur söyledikleri diye üşenmeden 500km uzaktaki bu vatandaşın yanına gittim.Kansere karşı elinde bir değil bir çok şifalı bitki olduğunu söyleyen vatandaş tek bitki ile mide kanserini, ve yine tek bir bitki ile akciğer kanserini ve yine tek bitki ile prostat kanserini vs iyileştirdiğini söylüyordu.Doğrusu hayretler içinde kaldım.Dünyanın en büyük kanser araştırmalar merkezi New York da olup burada 3500 bitki üzerinde arama tarama yapıldıktan sonra Pasifik Porsuk ağacında bir etki maddesi keşfedilmiştir bu etki maddesi TAXOL olup bu maddeyi laboratuar imkanlarında geliştirmak ve üretilebilir hale getirmek için tam 34 yıl bu enstitü tarafından çalışma yapılmıştır.Ve taxol elde edilmiştir taxol içerikli kanser ilaçları birincisi çok pahalı ikincisi çok yantesiri olması ve üçüncüsü her kanser türüne cevap vermemesi nedeniyle yaygın olarak kulanılmamaktadır.Ama bizim Şer… ağa öyle bir buluş yağmıştır ki adama bin maşallah her kanser türüne karşı bir bitki bulmuştur vede kesin çözümdür 3-4 ayda hemen insanlar iyileşmektedir.Dağdan topladığı ve adını dahi bilmediği bitkiyi kaynatarak bir su elde etmekte ve vatandaştan 1.500 ytl para istemekte maliyeti 5 ytl bile olmayan bu bitki için.Neden maliyeti bu kadar yüksek ben Avrupadan getirtiyorum burada bulunmayan şifalı bitkileri ve 500 gramı 25 ytl dediğimde.Sizin yaptığınız akılı bir davranış değil fiyatı yükseltin değeriniz artar.Vatandaş pahalı ise değer verir ucuz olunca değeri olmaz diyor. Sonrada namaz vakti gelince de dindar insanmış gibi insanların önüne geçip namaz kıldırmaktadır.Avrupada ki son 200 yıl içinde yapılan araştırmlar da kansere karşı kulanılan şifalı bitkiler beli en çok 5-6 bitki kulanılmıştır.Gökçek Kanser çayıda bu bitkilerden oluşmaktadır ve 500 gramının fiyatıda 25 ytl’dir.

4a-) Buda meşhur doçent beye aittir. Bu bey ise son zamanlarda bek çok tv kanalarında sıkca görünen bir doktor, anatomi üzerine bilgisine bir diyeceğimiz yok ama, şifalı bitliler konusundaki bilgileri sınırlı. Ve kansere çare bulduğunu söyleyen meşhur bir doktor’dan bahsedince kimiş diye merak ettim ve baktım. Bu doktor istanbuldaki doktor gibi kara cahil değil, ama şifalı bitkiler konusundaki bilgiside sadece ve sadece bu konuya vakıf olmayanları inandırabilecek kadar. Ben tv deki programına bakarken altınotunu altınbaşakotu diye özeliklerini analatıyordu. 2-3 gün sonra ise yine tv kanalında konuşuyordu ve dikkat ettiğimde mersin yaprğının göz için ideal bir şifalı bitki olduğunu söylüyorduki bu doğru bilgi değil. Yani iki defa baktım 2 önmeli hattasını gördü. Konun uzmanı olsa idi böyle çok büyük hatta yapmazdı. Neyse şimdilik derin bir bilgiye sahip olmadığını gördüm, birde modern araştımalarla elde edilen bilgilerle eski bilgileri karştırmasa iyi olur.

4b-) Evet bu doçent ünvanlı vatandaş hakkında şifalı bitkiler hakkında derin bilgisi yok ama iyi niyetli demiştim, yani aradan bir hafta geçti (12.02.2007). Bu şahıs hakkında yukarıda yazdıklarıma pişman ettirdi ve adeta dolandırıcı olduğunu oda ilan etti. TV ler çıkıp para almıyorum diyen şahıs benim bir yakınımdan 1000 ytl almış tabii hastayı göremden hastalığını sanal olarak teşhiseder. Verdiği ilaç iki paket çay harmanı aldığı para 1000 ytl. Bu diğerlerinden farklı şarlatana benzemiyor demiştim. Yanılmak istemiştim, bu defa iyi niyetli birbiri olsun istemiştim adeta ve hakkında olumlu yazı yazmıştım. Bu doçent dr. ünvanlı ile dolandırıcı herbalist lakablı şahıs arasında ne fark var? Kocaman bir HİÇ, biri ünvanlı diğeri ünvansız dolandırıcı.

4c-) Doçent beyimiz annesi kanser hastası olan Meliha hanımdan tedavi ücreti olarak ayada 130 ytl istiyor ve bunun en az 12 ay süreceğini söylüyor. Ve hastanın durmunun hiçsormuyor. Sadece alacağı parayı düşünüyor. Fakat tv lere çıkıncada ben bu işden para almıyorum diyor. Gerçi Çukurova Üni. Rektörü bnu kişinin şarlatan olduğunu hiçbir bilgisi olmadığı halde fitoterapi’de bilgi sahibiymiş gibi insanları dolandırdığını söyledi. Bu doçentimizin evrakta sahtecilik suçuda işin bir başka yüzü. TV ler çıkıp para almıyorum demesi, fakat ilk fırsatta astonomik üçretler talep etmesi normal değil. Çay harmanlarından 500 gramının fiyatı 20-25 ytl olması gerek, bundan fazlası dolandırıcılıktır.

5-) Türkiyede’de doktorların artık Alternatif-Tıpa değer vermeleri güzel bir gelişme ama bunlar arasındada şifalı bitkileri tanımadığı halde tanıyormuş gibi bilgiçlik taslayan şarlatanlar var. Bunlardan biri İstanbul’da bir doktor bir aktar açmış seninle birlikte çalışalım diye haber göndermiş, görüşeye gittim. Ben orada oturken bir kaç hasta geldi ve sıkıntılarını söylediler ve onlara şu şu bitki iyi gelir diyerek bazı şifalı bitkileri karıştırp hasatalara verdi. Verdiği şifalı bitkilere baktım konuyla hiç ilgidsi olmayan vede çoğu Üni. kliniklerince etkisi ispatlanmamış bitkilerdi. Doktorun işi bilmediğini fakat biliyormuş gibi numara yaptığıı gördüm ve çok üzüldüm. Bir doktorun hokman hekim kisveli şarlatanlardan daha tehlikeli olabileceğinide gördüm.

6-) Dördüncü ise Prof. Dr. Şifalı bitkilerlerden bir haber ama sanki çok iyi bir uzmanmış gibi havalı, allah vardım etsin. Adam konuşmaya başlyınca her konuda herşeyi benbilirim diyor adeta. Prof ya. Herşeyi bildiği idea eden hiç birşey bilmiyor demektir. Bu zatta Almanyadaki Türk tv’lerde boy gösteriyor. İşi bilen olmadığından iyi atıyor veselam.

7-) Yıllar önce Frankfurt Üniversitesinin Botanik bahçesinde şifalı bitkilerin fotograflarını çekerken orada çalısan bir Türkle tanıştım. Bana neden sürekli buraya geliyorsun buradaki bitkilerin fotograflarını çekiyorsun ve araştırıyorsun. Türkiyede bir muhterem şahıs var, o çok bilgili zatdır, hertürlü hastalığın çaresini biliyor dedi. Antalyaya şifalı bitki fotografları çekmek için gittim ve Alanya, Kaş, Kemer ve Kepezde fotograflar çektim.

Tanıdıklarım sen yıllardır araştırma yapıyorsun ama boşuna. Asıl bilgi İspartadaki Muhteremde dediler, doğrusu bende merak ettim ve İspartaya gidip o zatı buldum. Beni buyur ettiler içeride 35 yaşlarında bir genç, 60 yaşlarında aksakalı, dinç ve zayıfca biri vede büyükce bir minderde oturan oldukca şişman olan bir zat vardı. Şişman olan kişi diyetle 160 kg’dan 140 kg’a indiği anlatıyordu (bana göre 160 kg danda fazlaydı, Almanyada tanıdıgım bir kişi 140 kg geliyor ve adam iş yerinde günde 8 saat çalışıyor.) vede Cuma günleri 50 metre ilerideki camiye gitmek için güçlü kuvvetli dört kişinin yardımına ihtiyaç duyduğundan bahsediyordu.

Bana ‘’sen ne istiyorsun?” dediler. Bende Almanyada geldiğimi ve şifalı bitkiler üzerine araştırmalar yaptığımı yanımda 350 şifalı bitki fotografı olduğunu söyledim. Bana bu bitkiler hakında malumet vermelerinin mümkün olup olmadığını sordum. Ben dinç ve aksaslı zattın Lokman Hekim olduğunu tahmin etmiş ve onunla konuşmuştum. Şişman adam getir bakalım dedi. Bende Hekim beyle konusacaktım dedim. Adam bana ben hekimim dedi. O anda gülmemek için kendimi zor tutum ve kendi kendime bir eğlence bulduk bunu değerlendirelim dedim. Ona Akdeniz ülkelerinde yetişen Aroma akasyasının (acacia farnesiana) fotoğrafını gösterdim ve özeliklerini sordum. Oda bana bu kekik türüdür dedi. Ben ona kekik en fazla 50 sm boyunda bir bitki bu ise 3-10 m boyunda bir akasya ağacı dedim. Adam ”ben hekimim ben doğrusunu bilirim” dedi. Bu akasyanın çiçekleri misket büyüklüğünde altın sarısı renkli oysa kekiğin çiçekleri malum, yaprakları, boyu vb. o kadar farklıki.

İkinci bir bitkiyi gösterdim bu ökseotu dedi, ben ona öksenin çam ve meyveağacları üzerinde yetşien asalak bir bitki olduğunu bunun ise yerde biten bir bitki olduğunu ve ismininde üzelik olduğunu söyledim. O bu işin uzmanı benim dedi ve ücüncü bir bitki fotografını gösterdim ve buna bunun arıotu olduğunu söyledi oysa bu bitkinin ismi çivitotu olup arıtou ile hiç ilgisi yoktu. Artık kendimi tutmıyarak kahkahalarla güleceyim diye kendimi zorla tutuyordumki Allah’tan Cuma ezanı okundu ve ben namaza gidiyorum diyerek hemen aradan kaçtım. Bu şahıs ve benzerleri milleti enayi yerine koyarak onları dolandırmaktadırlar. Sağlık bakanlığının bir kurum kurarak Lokman Hekimim diyenlerin bilgisini en az 300 sifalibitki hakında sorular sorarak test yapmalıdır. Avrupada L. Hekimlik okuları mevcuttur. Bizdede bir tür olular acılmalıdır.

Yıllar önce Kayseride bel ağrısından dolayı Lokman Hekim olduğunu söyleyen bir Zatın yanına gittim bana bir kaç bitki aldırdı ve bunlardan macun yapıp belime sarmamı söyledi. Bende söyleneni yaptım ve üç gün öyle durduktan sonra çıkarmamı söyledi. Bende söyleneni yaptım ve üç gün çok berbat kokmamla kaldım hiç bir etkisi olmadı. Bu rahatsızlığım sonra Harpa ile tedavi ettim.

9-) Yillar önce besin allerjisi (Nörodermatoz) nedeniyle et yiyince uyuz gibi kaşınıyordum. Antalyada çok meşhur olan bir Lokman Hekim var ona git dediler. Bende bu zatın yanına gittim allerjili Ekzemaya (Nörodermatoz) bakmadan şunu al ensene sür dedi. Bende ona 200 tür ekzeme var bakıp incelemiyecekmisiniz dedim. Oda ben bu işi biliyorum dedi ve adamlarının karıştırdığı bulamacı elime vediler. Ne oldu sadece zaman kayıbı ve para kayıbım oldu. Birde bunların gerçekten hiçbirşey bilmeyen birer şarlatan olduklarını gördüm. Hiçbir kişiye gökten birşeyler inmez. Peygamberimizin Hayatına bakın hep çalışmış, hemde hayatı pahasına savaşarak. Birde bu şarlatanlara bakın yanyatarak, dolandırarak bir yerlere varmaya çalışıyorlar.

10-) Beni arayan bir hasta yakını hastası için Türkiyede meşhur herbaliste başvurmuşlar adam hastayı görmeden bunun tedavisi 10 bin euro demiş. Bana bunun tedavisi nedir dedi. Bende ilaçları isteren internetten kendin alanilirsin ismileri şudur dedim. Başka bir hastada kadın hastalıkları ile problemi var onada aynı çay karışımını aldınız mı diye önce satış teklifi yepıyor. Bu çay harmanı sadece bir raahtsızlığa karşı etkili olur her türlü rahatsızlığa karşı etkili demk doğru değildir ve herkesten önce hemen 300 ytl lik çay siparişini alıp almadıklarını söylemek. Malesef bu alanda çok şarlatan olduğundan herkes aynı zannediliyor.

11-) Birde bir dostumun ricasını kıranmadım İstanbuldki çok meşhur doğal tedavi uzmanı Doktor beyle görüştüm. Doktorumuz doktorluk yapmıyor, aktarlık yapıyor ve şifalı bitkilerden çay harmanları yapıp gelen hastalara bu çayharmanlarını satıyor. Takriben 3 saat kadar bu vatandaşın yanında kaldım, evet doktor olduğu için anatomiden anlıyor ama hangi hastalığa hangi şifalı bitkiyi yazacağını bilmiyor ve alık alık bakıp raflardaki şifalı bitkilerden gelişi güzel çayları alıp karıştırıyor ve al sana çay diyor. Yani bir doktorun böyle hokabazlık yapması ayıp olmaz mı? Bildiği işi yapsa daha faydalı olur bilmediği konuda okus bokus sonrada diğer insanların adı çıkıyor.

12-) Yıllar önce Kayseride bir aktara gittim ve ondan eterik nane yağı isteyince adam bana nanenin eterik yağı olmaz dedi. Eterik yağın ucucu yağ olduğunu ve zamanla kendiliğinden yavaş yavaş buharlaşması nedeniyle ucucu yağ diyede anıldığını söyledim. Adam ben bu işin uzmanıyım otuz yıldır bu işi yapıyorum dedi. Yılar sonra MS (multiple skleroz: beyin ve omur ilikteki lokal bozulmalar nedeniyle oluşan sertleşme sahaları ve bunların başında kaslardaki felç ve istemli hareketlerde düzensizlik ve diğer sinirsel bozukluklarla seyreden hastalık) rahatsızlığı olan şahıs bana bu vatandaşın yaptığı ilaçın MS’e karşı etkili olup olmayacağını sordu. Doğrusu bu vatandaşın tavsiyelerinin hiçbir ilmi degeri yoktur. Boyuzatıcı olarak bazı bitki karışımlarından bir BOY UZATMA TOZU yapmış nerede, ne zaman ve hangi Üniverssite kliniğinde araştırma ve tedavi denemesi yapılmış ve etkisi ispatlanmış. Yine aynı şekilde TAŞ TOZU böbrek taşlarını düşürücü olduğunu iddia etkiği bir karışım hazırlamış. Eski kitapları karıştırarak bazı reçeteler hazırlayıp satmak ne derece doğru? Malesef bazı insanlar para için herşeyi yapıyorlar.

13-) Kayseride gastrite karşı aktarlarda civanparçeniotu aradım. Bana bu tür bitkiler şeytan hacı Mehmet’in oğlunda olur, başkasında bulunmaz dediler. Bende vatandaşı buldum ve ondan civanperçemiotu istedim. Bana hayır o, o kadar etkili değil ben sana daha etkili olan kırkkilitotunu vereyim dedi. Kırkkilitotu veya diğer adı ile atkuyruğuotunun böbrek rahatsızlıklarına karşıetkili bir bitki oldığunugastrite karşı etkisinin olmadığını söylediyemde çok bilgic olan vatandaç 3-5 kuruş kazanabilmek için bana adete zorla bu bitkiyi satı. Bende ben Franfurt’ta kalıyorum, ama 6 ay sonrayine geleceğim ozaman ben bu bitkiyi sana gerigetireceğim dedim. O bana inanmadı ve geçektende 6 ay sonra tekrar Türkiyeye gitiğimde Kayseride bu vatandaşı bulup, yaptığının drüst bir davranış olmadığını insan sağlığı ile oynamaya hakkı olmadığını söyledim. Ayrıca bu vatandaş şifalı bitkilerin yanında çok tehlikeli haşere ilaçı olark kulanılan ve ökolojik dengeyi tahrip edip, çevreyi kirletiğine sebep olduğundan dünyanın bir çok ülkesinde yasak olan DDT’ de aynı şifalı bitkilerin yanında satılıyor.

14-) Bir sefarindede Antalyada Ginseng alamak istedim kime sorduysam bana ginseng yerine havlıcan vermeye kalktılar. Ve hatta doğu garjında 30 yıldır bahart satanlar bu hakkiki ginseng diye bana ders verdiler. Sağolsunlar. Oysasatmak istediğkleri bitki havlıcan olup, bu havlıcanın kilosu 3-5 YTL iken ginsengin kilosu 350-700 YTL (eski fiyatı: 350-700 000 TL) dir. Ayrıca renkleride çok farklıdır. Havlıcankökü kahverengimsi kırmızı iken ginseng hafif sarımsı beyaz renklidir. Türkiyede herkes her konuda herşeyi idea ettiği gibi keşke bilseydi.

Bahartci ve Aktarlar da satılan baharat ve şifalı bitkilerin torba, çuval ve odun kasalarda muhafaza edilmesi ve hatta açık havada teşhir edilmesi çok mahsurludur, çünkü torba, çuval ve odun kasalarda vede havada milyonlarca bakteri ve mantar üreten yuvalar vardır. Yani hijyende sınıfa kaldı. Avrupa Avrupa diye tuturanlar, bir zamanlar hayvanalarla birlikte yaşayan mdeniyetten bihaberdar olna bu insanları Kanuni Sultan Süleymanın gönderdiği eğitimcilerin eğittiği unutuldu. Biz kim olduğumuzu unutursak onlar haydi haydi unutur.

15-) Türkiyede doktorunuza hastalığınızı soramazsınız sorsanız bile size anlamıyacağınız şekilde latince bir takım sözler söyler. Almanyada doktorlar hastalarına anlıyacakları şekilde açıklarlar ve bilmiyorlarsa bilmiyoruz derler ve tafra yapmazlar. Bundan yıllar önce ev doktoruna gittim ve kanımdaki HOMOCYSTEIN oranın tesbit edilmesini rica ettim. Doktor böyle birşeyden haberinin olmadığını ve ilk defa duyduğunu söyledi ve yanında çalışan hemşirelere sordu onlarda bizde bilmiyoruz dediler. Oysa bir tanıdığıma Türkiyede doktoru rahatsızlığını sebebini her seferinde söylememiş ve bir takım ilaçlar vererek eve göndermiş. Bu tanıdığın iki abiside kanserden öldüğünden adamcağız korkudan Almanyaya muayeneye geldi. Kendinde ne olup, ne olmadığını öğrenmek için.

16-) Kemer Kancası:
Muhammed Şamili uyandırmamak için lambayı yakamak istemedim ve kemerin üstüne basmışım oda çivi gibi ayağıma battı. Doktora gittim, insanlar 15-20 yıldır aynı rahatsızlıklardan dolayı doktora geliyorlar ve doktoru aynı ilaçları yazıp gönderiyor. 15-20 yıl Romatizma tedavisi için ödene parayı düşünün ve birde bu insanların çektiği acıyı. Oysa romatizmanın her türünün tedavi edilebileceğini Prof Dr. Cubrinski binlerce hastası üzerinde yaptığı tedavi denemesi ile ispatlamıştır.

17-) Nine:
Ninenin doktoru 20 yıl boyunca böbrek iltihapalnmasına karşı aynı ilaçı yazmış, halbuki en fazla 3 ay yazılabilir. Kadıncağızda bronşit, tansiyon anormalikleri, ödem, romatizma, kalp rahatsızlıkları, kanın yapısının bozulması vb., 15-20 hastalık ortaya çıkmış. Nine aileme ”doktorumun yazdığı ilaçlar bana iyi gelmiyor” diye şikayette bulununca ailemde ona benden bahsetmiş. Oda bana bir çare bulsun demiş. Sabahlari kalkınca romatizmadan hareket edemeyen ve ekmeğine yağ dahi sürmek için parmaklarını oynatamaz.

Ona gönderdiğim bitkisel ilaçla kadıncağız 40-50 günde romatizmayı atlattı. Sonra diğer rahasızlıklarını tek tek sırası ile iyileştirdik. Elhamdüllillah. Birgün doktoru aniden ziyarete gelmiş ve bitkisel ilaçları saklıyamamış. Doktoru bunlar ne diye sorunca, ona sen beni 20 sene hastalandırdın benim gerçek doktorum beni 6 ayda iyileştirdi demiş ve doktoru fırçalamış.

18-) KBB Doktoru:
Kimya mühendisliği eğitimini bıraktıktan sonra çalışmak için Frankfurtta geldim. Ev ilanlarına bakıp telefon ediyorum, gelin görüşelim diyorlar, gidiyorum. Ya kibarca ev verildi diyorlar veya açıkca Türklere ev yok diyorlardı. 6 ay ailem ve çocuklar kayı validede kaldı bende derneğin kütühanesinde bir çek yatla idere ettim. Sonra Simons isimli bir Yahudi 2. Dünya savaşında almanlar can derdinde iken Frankfurt Şehrinin göbeğindeki Apartmanaları çok ucuza kapmış. O benim sana bir evim var dedi. Bir ev dediği aslında bir oda, onu üçe bölmüş, eve eşyasının 1/3 sığamadı. O gün romanalara gün doğdu benim eşyalar gitti. Haliyle yerde yatıyorduk ve firmadan ev kiralıyana kadar 6 ay böyle idare ettik.

Ama bende kulak ağrıları başladı. KBB doktoruna gittim, mantar dedi aylarca verdiği ilaçaları kulandım. Sonbaharda ağrılar yeniden başladı. Başka KBB doktoruna gittim, ekzem dedi ve yazdığı ilaçalrı kulandım ve bir kaç ay sonra yeniden rahatsızlandım. Başka KBB doktoruna gittim, sinirler büzülmüş sürekli atkı taşıyacaksın ve kulağını temizlemiyeceksin, o zaman kulak hasaslaşıyor dedi. Dediğini yaptık, fakat ağrılar yeniden başaladı.

Aynı şekilde oğlumda da kulak ağrısı vardı ve çocuğu da sürekli doktora görtürüyorduk ve tavsiyelerin hiçbiri fayda vermiyordu. 7. Çocuk doktoru orta kulaktan boğaza bir kana açılır bu kanalda tıkanma olursa rahatsızlık olur ağrı verir dedi ve bize naneyağı, okaliptusyağı ve terpentin kaşımından oluşan bir krem tavsiye etti. Bunu kulağını arkasına ve çene altına sürdük. Çocuk iyileşti, aynısını kendimde denedim bende iyileştim. O günden beri çok şükür ne benim, nede oğlumun kulağı ağrır.

19-) Ürolog:
Sürekli buzhane gibi büyük buzdolabına girip çıktığımızdan, böbrekleri üşütüm. Üroloji doktoruna gittim. Muayeneden sonra tahlil sonuçları gelene kadar ilaç yazamam dedi. Bende çok ağrıyor ne yapayım dedim, çekeceksin dedi. Ezcaneye gidip, altınbaşakotu, ısırganotu, ardıçkozalağı, atkuyruğuotu ve akhuşyaprağı alıp karıştırdım ve içtim. 2-3 sonra rahatsızlıklarım geçti.

Doktora gittim, rahatsızlığımın sebebi nedir diye, böbreklerini üşütmüşsün dedi ve ilaç yazamak istedi. Gerek yok artık ağrımıyor, çünkü şu şu bitkileri karıştırp çayını içtim dedi. Doktor çok tehlikeli olabilirdi neden beni dinlemeden kendi başına böyle şeyler yapıyorsun dedi. Bende ona fitoterapi de biraz bahsedince sinirlendi ve ben mi doktorum sen mi diyerek konuştu ve çık git dedi.

20-) Ben:
Dişimi çektirdim ve doktor bana bir kaç gün panisilin hapı alama gerektiğini söyledi. Ve mutlaka bunu almalısın dedi ve bende bunu aldım. İki gün sonra midem ağrımaya başkadı midemde yara yapmıştı aylarca mide ağrısı çektim ve hiçbir ilaç fayda vermedi. Ve tarçın kabuğu çayı içerek rahatsızlığım azaldı.

21-) Hacı Mehmet Emi:
Sabahleyin işe gelmişti ve hemen tartışmaya başladı ne olduğunu sorduğumda bilmiyorum dedi. Ben renginin çok solmuş olduğunu söyledim. Oda dün akşam başım ağrıyordu aspirin aldım dedi. Hemen doktor gitmesini siyledim, belki mide kanaması geçiriyorsun dedim. Gerçektende muayeneye gittiğinde doktoru 2-3 saat daha geç kalasaydın hayati tehlike olabilir demiş.

22-) Muhammed Şamil:
larenjitten (gırtlak iltihaplanması ) dolayı nefes alamıyor. Üniversitenin Çocuk kliniğinde çocuğa enhelasyon yapmamız gerek dediler. Çocuğu hastaneye yatırmaıyacakalrını, çünkü yapacak birşeyleri olmadığını söylediler ve suzlu su ile enhelasyondan başka bir çaresi yok dediler. Bende evde tuz da su da var o zaman ben burada daha fazla beklemeyim diyerek çocuğu eve götürdüm. Ben onu hepar sulfurisle tedavi ettim, bu ürün 200 yıldır homeopatide psödokrupa karşı başarı ile kulanılır ve tek çaraside budur.

23-) Arkadaşın:
Yüzünde 2 sm büyüklüğünde çıban çıkmış ve doktorlarının verdiği hiç bir ilaçın faydası olmamıştı. Ona aloe vera kremi tavsiyeettim ve birkaç gün sonra hiçbir eşyi kalmadı.

24-) Bir Bayan
Bademcikleri şişen bir bayana doktoru antibiyotik ilaçlar yazmıştı. Bu bayanda daha önce hiç görülmeyen sürekli şişkinlik ve bu şişkinlik nedeniyle karnı şişen bayanın akçiğerleri de sıkıştığından ve akğierler de kalbi sıkıştırdığından kalbi sıkışmaya başlamaıştı. Bana doktorlarım aylardır uğraşıyorlar tedavi edemiyorlar ne tavsiye edersin dedi. Bunun bozulan bağırsak florası nedeniyle olduğunu tedavisinin aloe vera jeli ile mümkün olduğunu söyledim. Ve 2-3 ay içinde yeniden iyileşmişti ve sonra rahatsızlığının nüksettiğini öğrendim ve ona bu defa Gökçek İksir verdim ve 3 ay içinde iyileşti. Bu defa aradan aylar geçmesine ragmen durumunda kötüleşme geriye dönüş olmadı.

25-) Bir Alman Bayan
Kadıncağiz tam 3 haftadır kabızlık çekiyor ve doktorları lavmandan başka çare yok diyorlar. Ben ona sinameki çayı ve bir şurup gönderdim. Kadın hemen 20 dakika sonra rahatlamış.

26-) İş Arkadaşı
Yıllardı çektiği romatizmadan kurtulamamış üstelik doktorlarını verdiği ilaçlar mide ve bağırsak rahatsızlıklarınada sebep olmuştu. Ona kendi hazırladığı Gökçek Tonik’ten verdim mide ve bağırsak rahatsızlıkları iyileşti.

27-)Bir Tanıdık
Aldığı Lipid ilaçı nedeniyle oturağındaki yağlar ve hatta kaslar bile erimiş, adamcağız poposunun üstüne dahi oturamıyordu, fakat lipidi yinede düzelmemişti. Ben ona Gökçek İksiri gönderdim 4 ay sonra rahatsızlıkları geçti.

28-) Bir Bayan
Menopoz devresine giren bayana doktorları yumurtalığın mutlaka alınması gerekir iltihapalanmış demişler ve amaliyattan sonra hormon anormalikleri kadıncağızı canından bezdirmişti ve ölmek istiyordu. Ben ona kadın kökü dalaması  ve Gökçek İksiri tavsiye ettim ve problemi kalmadı.

29-) Haymana Kaplıcaları:
Haymanaya kaplıcalara gittim. Otelde yer bulamayınca pansiyona yerleşyim. Orada tanıştığım bir kaç amaca ile akşamlar bol bol sohbet ettik. Birisi ilaç saatim geldi diye cebinden bir ilaç çıkardı, bu kalp için dedi onu geri yerine kodu, öbür cebine baktı, bu bronşite karşı dedi onu yerine kodu, bir başka cebine baktı bu kanımdaki anormalikler karşı dedi, onu yerine kodu, bir başak cebinden çıkardığı ilaça bu böbrek iltihaplanmasına karşı dedi onu yerine kodu. Ben başladım gülmeye adam neden gülüyorsun işte yaşlılık böyle sende yaşlanınca hep ilaçlarla gezersin dedi. Ben ona hayır ben ilaçlarla gezmem bu kesin dedim. Oda neden sen hastalanmazmısın? dedi. ”Ben hastalanırsam şifalı bitkilerle tedavi olurum” dedim. Kimyasal ilaç kulanmam dedim.

Adam ben şifalı bitkileri tanımam, o eskidendi köyde bu işi bilen biri olurdu herkesi birkaç bitki ile iyileştirirdi, şimdi onlar yok artık. Şimdi doktorlar var ve onların yazdığı faydasız ilaçlar dedi. Nasıl olduda bu hale geldiniz dedim. Adamcağı böbreklerini üşütüğünü ve doktora gittiğini onun yazdığı ilaçın yantesirinin tansiyonunu yükseltiğini, bu sefer onun için ilaç yazdığını onu kulanmaya başlayınca, karaciğere zarar verdiğini ve böylece zamanla ayaklı eczane gibi olduğunu söyledi. Ben ona şayet ilk hastalandığında altınbaşakotu, ısırganotu, atkuruğuot, oryosifon ve huş yaprağı çayını içseydin bunların belkide hiçbirini görmezdin dedim. Bu amca gibi binlerce insan perişan oluyor ve yıllarca ilaçlara bağımlı ve acı çekerek yaşamaya mahkum oluyorlar vede çoğu servetini kaybediyor.

Karpuz: Yıllar önce Ahmet amca ile bahçe komşusu olan bir alman komşusu bunları karpuz yerken görür ve sorar. Ne yiyorsunuz bu nedir? der ve Ahmet amca ben sana yarın getiririm, çok güzel der. Ve karpuzu ona verir ama nasıl yeneceğini tarif etmez. Birgün sonra sorar tadı nasıldı? diye Alman komşusu içi çok güzeldi ama, dışı çok serti ağzım yara oldu çiğnemekten der. Ahmet amcada biz onun sadece içini yeriz ve dışınıda karakaçana veririz der.

Karpuz Salatası: Bir alman TV kanalındaki yemek programına baktım çok iyi bir aşcı, eğitimini görmüş, salatanın içine karpuz ve kavunu doğradıktan sonra üzerine zeytin yağı, sirke döktü, limon sıktı, ceviz içi, kabak çekirdeği içi, ay çekirdeği içi, baharat ve tuz katı ve karıştırdı. Çok garip buldum. Bende denedim tadı gerçekten çok güzeldi. Bu konuda araştırma yaptığımda Karpuzun yüksek oranda likopen içeridğini ve bunun ancak doymamış yağ (öreneğin: zeytin yağı) ile hazmedildiğini öğrendim.

Bahartcı ve Aktarlar da satılan baharat ve şifalı bitkilerin torba, çuval ve odun kasalarda muhafaza edilmesi ve hatta açık havada teşhir edilmesi çok mahsurludur, çünkü torba, çuval ve odun kasalarda vede havada milyonlarca bakteri ve mantar üreten yuvalar vardır. Yani hijyende sınıfta kaldı. Avrupa Avrupa diye tuturanlar, bir zamanlar hayvanalarla birlikte yaşayan mdeniyetten bihaberdar olan bu insanları Kanuni Sultan Süleymanın gönderdiği eğitimcilerin eğittiği unutuldu. Biz kim olduğumuzu unutursak onlar haydi haydi unutur.

Lokman Hekimler: Bana siz bu bilgileri nasıl elde ediyorsunuz? diye Lokman Hekim olduğunu söyleyen vatandaş bir soru sordu bende çalışmamı anlatım. Bana bunlara gerek yok ben her bilgiyi kaynağından alıyorum demesin mi? Muhtemelen bir meczup, Hz. Peygamber Efendimizin hayatını iyi okumak ve anlamak gerek, üç ay sıcak bir çorba içmediği zaman olmuş, elindeki parayı serveti fakirlere dağıtmış, kendisi 2-3 hurmaya gününü geçirmiş. İslamı tebliğ ederken yollarına devedikenleri döşenmiş üzerine deve işkembesi konmuş yıllarca mekede mahzur kalmış ve savaşmış. Ve hatta hendek savaşı öncesine Peygamber Efendimizde hendek kazmış. ve sehabeden bazıları peygamberimize gelerek ya Resullahah açlıktan karnımız sarkmasın diye karnımıza taş bağlıyoruz demişler ve Ebu Bekir’de Peygamberimizde taş bağlıyor hemde üç tane buyurmuş ve üç tanae taş bağladığı görülmüştür. Şimdi bir miskin çıkıp diyecek ki ben bilgiyi gayipten alıyorum. Sen kimsin yav be adam demezler mi? Mutlaka böyle akıl noksanı insanlar var ve çoğuda ciddi ciddi konuşuyor.

Hırsız Prof. Dr. Zahmetsiz Zaranki ve derlegiği saçmalık
Buda ne diyeceksiniz, adamın adını bile telaffuz etmek istemiyorum.Adam çok adi bir hırsız.Bana danışmadan benim kitabımdaki veya sitemdeki resimleri alıp kendi sitesine eklemiş.Utanmaz adam yeri gelince de Müslümanlıktan bahseder ve kul hakkından bahseder.Peki benim olana resimleri benden habersiz çalı kendi kitabında yayınlamak ne oluyor.Kitap almak için kitap sergisine baktığımda çok caf caflı bir kitap gördüm.Kendi kendime Allah Allah bizde de böyle güzel kitaplar yayınlanırmıymış dedim.Fakat içindeki resimler şöyle bir bakınca şaşırdım.Gözlerime inanamadım adam bana ait resimleri alıp kitabına eklemiş.Şu kitabı iyi bir incelemem gerek diye satın aldım.İyice incelediğim de Allah Allah bu da ne biçim saçmalık ya dedim, çünkü adam Isırgan otu kansere sebep olur diyor.Bu nasıl saçmalık böyle diye iyice bakınca adamın bir firmanın ürününün reklamını yapmak için ısırganı karaladığını analdım.Sonra bu kitap da daha ne var diye bakınca yüzlerce hatta ile karşılaştım.Adam Prof değil olsa olsa sarı cizmeli Mehmet ağa olabilir ve bu kitabın da yeri rafla değil çöplük olması gerekir.Çünkü tedavi olacağım derken zehirlenebilirsini benden söylemesi, gerisini siz bilirsiniz.

Bu Zahmetsiz Zaranki’nin yazdığı kitapta hiçbir klinik araştırması yapılmayan 5. sınıf bitkilerden bahsederken sanki 1. Sınıf bitkilerden bahsediyormuş gibi yazıp çizmiş.Bu kitabın hiçbir ilmi değeri yok, bu nedenle etkisiz bitkiler etkili gibi yansıtmakta çok yanlıştır.
İksinci önemli konu ise şifalı bitkiler zehirli olup olmadıkları konusunda bir karmaşa ve bilgisizlik var.Zehirli bitkileri zehirsiz diye yazması çok mahzurlu ve tehlikelidir.

I. Şifalibitkiler etkilerine göre 5 Katagoriye değerlendirilir
1.) Üni. kliniklerinde yapılan tedavi denemeleri ile etkisi ispatlanmış şifalı bitkiler..
2.) Komisyion E’unun hakkında monografi yayınladığı şifalı bitkiler.
3.) Homöopati Uzmanlari tarafından denemetedavileri ile etkisi ispatlanış şifalı bitkiler.
4.) Aromaterapoitistler tarafindan etkisi ispatlanmış şifalı bitkiler.
5.) Halkarasında kulanılan bitkiler.

II.Şifalibitkiler zehirliklerine göre 6 gruba ayrılırlar
1.) Zehirsiz bitkiler Çörek, Oğulotu….
2.) Çokiçildiğinde rahatsızlık veren bitkiler Kekik, Adaçayı….
3.) Hafif derecede zehirli bitkiler Arnika, Sedefotu….
4.) Zehirli bitkiler Navruzkökü, K.Sarikökü….
5.) Çok zehirli bitkiler Güzelavratotu, Boğanotu
6.) Çok cok zehirli bitkiler Kargabüken

152. Sayfa da Kara Ardıç’ın yan etkilerinden bahsederken ‘’’Bilinen ciddi bir yan etkisi olmamasına rağmen, fazla tüketilmemelidir.’’ Buyurmuş zati ali hazretleri, oysa Almanya da bu bitkinin D4 aşağı dozajdaki tentür yasaktır, çünkü çok zehirlidir.D4 demek bir gram Kara Ardıç yaprak ve dalı 1000 ml etlil alkolle tentür haline getirildikten sonra kullanabilir.Oysa bu zevat kullanabilirsiniz problem yok diyor, çok bilmiş şovmen, gerçekten bilgili olsa hadi neyse.Sapla samanı ayıramıyacak kadar şifalı bitkiler konusunda cahil bir şahıs.Aslında falcılıkla uğraşsa daha iyi olur.en ,iyi bildiği konu bu burçlar vs.
85. Sayfa da Ak asma’nın yan tesirleri hakkında ’’Önerilen biçimde kullanıldığında hiçbir yan etkisi yoktur.Meyveleri sağlığa zararlıdır.’’ diyor.Peki gerçekten öylemi tabii ki hayır.Çok zehirli olması nedeniyle asla çayı içilmemelidir.Almanya da D4 ‘den aşağı tentürlerinin kullanılması yasaktır.
87. Sayfada Alfa alfa (medicago sativa) isimli bitkiden bahsetmekte ve bu bitkinin bağışıklık sitemini güçlendirdiğini idea etmektedir, fakat bu bitki bildiğimiz yonca dan başka bir şey değil, bitki ile ilgili herhangi bir klinik araştırma yapılmamıştır ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi nasıl oluyor.Bu açıklaması gerekir, ha şifalı kokulu yonca (Melilotus officinalis)dese o bu bitki de kılcal kan dolaşımı ile ilgili bir bitkidir.Alfa alfa olarak bilinen yonca türünün hiçbir özeliği yok.
89. Sayfa da Altınbaş otu diyor, bitkinin simi altınbaş değil, Altın başak oyudur, dururp dururken kendine göre isim uydurmuş.Şimdi bitkinin ismi Altın baş diyeli o zamn bu bitkinin resmi birinci derecede şifalı bitki olan Altınbaşak otu değil, Kanada altın başak otudur.İkinci yanlış ise bitkinin Latince ismi yanlıştır.Doğrusu ise ‘’Solidago virgaurea’’ dır.Sayı hısız Prof biraz ilim gerekmez mi?Bir diğer hatta ise doktor konturolün de kullanılmalıdır diyor.Neden aceba bunu da analmadık?Çünkü yan tesi yok varsa açıklasın.Açıklıyamaz, çünkü bitki ile ilgili tecrübesi yok.Birde bitki hakkından benim kitaba bakın.
92. Sayfa da Ardıç hakkında ’’Uzun süre kullanılımlar da yüksek miktarda tüketilmesi böbreklere tahriş yapabilir’’ diyor.Yani maşallah bu konuda da sıfır bilgiye sahip olduğu anaşılıyor ve Berlin Chareti Üniversitesinin bu bitki hakkında yaptığı çok kapsamalı klinik araştırmadan haberi olmadığı anaşılmaktadır.Bilmiyorsan bu işi bir bilene sor sayın Hırsız Prof. Dr. Zahmetsiz Zaranki
94. Sayfa da Arnika’nın yan etkileri hakkında ’’Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.’’ diyor sanki denemiş gibi, Arnika hafif zehirlidir, çayı içilmez içilse de sade olarak içilmez 100 gramlık çay harmanına 5 gram katılabilir.Almanya da tentürü yapılır, fakat D1 dahi sakıncalıdır.dikkat!!!
100. Sayfa da Atkuyruğu otu hakkında ’’Otun belirtilen miktarın üzerinde kullanılmaması gerekir.’’ diyor. Neden acaba sayın Hırsız Prof. Dr. Zahmetsiz Zaranki, açıklıyamadığına göre bilgin yok demektir.Ban göre problem değil istenilen miktarda içilebilir, fakat nasıl içilmesi gerektiğini benim kitapta yazıyor oradan isteyen okuyabilir.
112. Sayfa da Civanperçemi otu hakkında hiçbir yan etkisi yok diyor, alerjiye sebep olabilir, çünkü birleşiminde alfa-metilen-8-lacton bulunur.
120. Sayfada Çörek otu hakkında yan etkilerinden bahsederken ’’Çok fazla ve hastalık olmadan kullanmanın zararlı olduğu iddia edenler olduğu için, uzman kontrolünde kullanılması gerekir.’’ Demektedir ve peki doğru mu? Değil, neden doğru değil, çünkü hemen altında kendi üreteceği ürünün reklamı var.Çörek otu dan elde edilen ürününün reklamını yapabilmek için çörek otunu karalıyor.Peki bu doğru mu yanlış?Bu adam sırf kendi menfati için doğruları çarpıtıyor.Yazık bunuda ilim adamı gömeleği ile yapıyor.Bu kitabı okuyan vatandaş ne düşünecek ha çörek otu da şüpheli diye düşünecek çok ayıp çok ayıp, mefaatiniz için doğruları çarpıtmayın.
121. Sayfada Çuha çiçeğinden bahseden kişi Işıldak otunun resmini yayınlamış.Bu kitaba aldanarak yanlış bitkiyi kullanmayın.
136. Sayfada Gilaboru’nun yan tesirleri hakkında ’’Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.’’ diyor.Yani zehirsizmiş, bitki karı görmeden toplanırsa zehirlenmeye sebep olur.Biliyormu bu vatandaş bunu bilmiyor.Peki neden eksik bilgi veriyorsunuz.
146. Sayfada Isırgan otu hakkında ki ilk ve tek ve de en saçma yorumu burada .Bu yorumu Sarı cizmeli Mehmet ağa bile yapmaz utanır.Peki bu prof neden insanları yanıltacak böyle bir yoruma neden baş vuruyor.Sadece ve sadece üreteceği ürünün reklamını yapabilmek için çok ayıp ilim adına konuşan kişinin bu kadar seviyesizliği çok ayıp.Lafa bak nasıl tuzak bir yorumla kurulmuş.’’Kanser olmadan bir kişinin ısırganı kullanması gerekir.Bitki hormon ihtiva etmesi sebebiyle, kanser hücrelerini besler, yayılmayı çoğaltabilir.’’ buna ne denir allahını seven söylesin.Yuh be bu kadar saçma ve cin fikirlilik olur mu?Dünyada Isırgan kansere sebep olur diyen tek insan bu Sayın Hırsız Prof. Dr. Zahmetsiz Zaranki çok ayıp.Neden böyle yazmış, çünkü kendi üreteceği ürünün reklamını yapmak istiyor.Kendi ürünün reklamını yaapcaksan yap fakat böyle ilmi verileri çarpıtmak niye?Evet sadece kendi bencil egosu için ilmi katletmek ve yalan ve maksatlı yayın.
152.Sayfada Kapari’nin cinsel güçü artırdığından bahsediyor, kapari hakkında dünyada herhangi bir Üniversitenin kliniğinde her hangi bir araştıma yapılmamıştır.Homeopati uzmanları veya aromaterapeutisler tarafından da klinik araştırmalar yapılmamıştır.Bizim zatı zevatın klinik araştırması varda biz mi bilmiyoruz?
154. Sayfada Keten tohumu’nun bilinen herhangi bir yan tesiri yoktur.Fakat sayın bay ’’Fazla kullanılması sakıncalıdır.’’ diyor. Peki neden çünkü bey efendi kendi ürününün reklamını yapıyor.Reklamını güçlendirmek ve insanları beli bir noktaya yönlendirmek için ketenin sakıncalı olduğunu söylüyor.Çok ayıp Sayın Hırsız Prof. Dr. Zahmetsiz Zaranki.
146. Sayfa da Itır’dan bahsederken yanlışlıkla leyek otu’nun resmini koymuş, aslında ona göre doğru, çünkü bilgisi ancak bu kadar.
146. Sayfa da Köpek Dilin’den bahsederken akçiğer otunun bir alt türervi’nin resmi konmuştur.
198.Sayfada Sarı Kantaron otu veya diğer adı ile Kılıç otundan bahsedilmekte ve aynen şöyle diyor. ’’İntihar riski olan kronik depresyon durumlarında kullanılmamalıdır.diyor.’’ Bu şahsın dünyadaki en meşhur Üniversitelerin kliniklerin de binlerce hasta üzerinde yüzlerce klinik araştırması yapıldığından haberi yok mu?Bana göre var, fakat peki o zaman neden intihar riski olan kronik depresif hastalar kullanmamalıdır diyor, çünkü kendi firması yakında SARI KANTARON HAPI ÜRETECEK ONUN REKLAMINI YAPAMASI GEREKİR.Bu bir ilim adamına yakışır mı doğruları çarpıtmak, sadece ve sadece kendi menfatiniz için ilmi değerlerle oynamak.Kılıç otu ve hapı depresyona karşı en etkili bir bitkidir.Bu bitki hakkında doğru bilgiler benim sitede ve kitabımda mevcuttur.

Ben’den çaldığınız bazı resimlerden örnekler:
85. Sayfada ki Akdiken’in resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
102. Sayfada ki Badem’in resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
123. Sayfada ki Defne’nin resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
142. Sayfada ki Havlıcan’ın resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
143. Sayfada ki Defne’nin resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
152. Sayfada ki Kara Ardıç’ın resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
155. Sayfada ki Kara Hindiba’nın resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
157. Sayfada ki Kava-Kava’nın resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
160. Sayfada ki Kekik’in ait resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
162. Sayfada ki Kılıç otu’nun resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
164.Sayfada ki Kimyon’un resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
170. Sayfada ki Kuşkonmaz’ın resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
188. Sayfada ki Ökse otu’nun resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
201. SAayfada ki Sedef otu’nun resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.
204.Sayfada ki Sinirli otu’nun resim bana aittir, bana danışmadan sormadan alınmış olup, bu bir hırsızlıktır.

‘’’Haksızlığın karşısında susan kör şeytandır’’, diyen Peygamberin acizane bir ümmetiyim.Hamdolsun bazıları gibi dini kendi amaçları için kullanan ve dincilik yapanlardan değilim ve bu nedenle susamam.Bana bazıları diyebilir ki sana ne oluyor kardeşim adamın istediğini yazar, evet doğru istediğini yazsın.Roman yazsın, şiir yazsın, bildiği konularda fal kitabı, burç kitabı yazsın, ne yazarsa yazsın.Fakat insan sağlığı ile oynamasın, bu saçmalıkları ciddiye alacak insanlarda olacak Allah korusun beklide zehirlenecek şifa bulayım derken kendini camii ününde ve musala taşında bulursa, bunda bende kendimi suçlu hissederim doğruları söylemezsem.Kusura bakmayın doğruya doğru, eğriye eğri demek benim işim.İsteye istediğini söylesin ben doğruları söylemeye devam edeceğim, ben bu milletin Deli Dumruluyum.Bir bikri resmi çekmek için ben Dresden’e uçuyorum, bir bitki resmi çekmek için bir günde 1900 km yol kat ediyorum, dağları taşarlı yaz kış 15 sene dolaşıyorum, bu zat o ne güzel sormadan alıp kendi kitabına koyuyor.Siz sabah kalkıyorsunuz evinizin önünde ki arabanız gitmiş, çalan hızsıza ne dersiniz, aferin iyimi yaptınmı dersiniz.Sizin için arabanızı ne kadar önemli ise benim içinde bitki fotografları da öyle önemlidir.Fakat ben buna rağmen hakkımı helal edebilirdim.Ama adam bir firmanın reklamını yapmak için doğruları saptırıyor.1000 yıldır Isırgan otu ve çörek otu gibi zararsız olarak ve binlerce faydası olan bitkileri zararlı olabilecek bitkiler sınıfına yitiyor.Bu nedenle kime ve neye hizmet ettiği bilmediğim, bu art niyetli şahıs hakkında doğruları ben buradan duyurmak zorundayım.Ha birde Kara Ardıç gibi zehirli ve Arnika gibi hafi zehirli bitkiler hakkında sanki zehirsizmiş gibi ve de bu işlerin üstadı imiş gibi konuşup yazması diğer insanların hayatını tehlikeye atması gibi sebeplerden dur demek zorundayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

wordpress visitor